Alzheimer ve Beslenme

Ortalama yaşam süresinin artışı ile birlikte ileri yaşlarda ortaya çıkan hastalıklarla karşılaşma olasılığımız her geçen gün yükseliyor.
Aynı zamanda ileri yaşa bağlı hastalıklarla mücadele de gün geçtikçe önemli hale gelmektedir. En büyük risk faktörü ileri yaş olan Alzheimer hastalığında kognitif fonksiyonlar bozulmakta ve bununla birlikte günlük yaşam aktiviteleri de etkilenmektedir. Henüz Alzheimer’ın ilerlemesini tam olarak durduracak veya gelişmesini önleyecek kesin bir tedavi ve önleme yöntemi bulunamamıştır.

Günümüzde çok sık karşılaşılan diyabet, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, hiperlipidemi, obezite gibi hastalıklarla mücadele etmenin Alzheimer hastalığının gelişmesini önleyebileceğine dair pek çok çalışma ve veri mevcuttur. Bu tip hastalıkları önlemenin en temel yolu olan beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri dolaylı olarak Alzheimer hastalığının gelişimini önlemeye ya da hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya katkı sağlayabilir.

İyi bir beslenme ile vücuda alınan antioksidan B vitaminleri, polifenoller ve poliansature yağ asitleri (Omega 3 yağ asitleri gibi)’nin Alzheimer hastalığı riskini azaltacağına yönelik kanıtlanmış veriler bulunmamaktadır. Ancak iyi ve dengeli beslenmenin genel vücut sağlığına olan yararı nedeniyle Alzheimer riskini düşüreceğine olan inanç ve çalışmalar her geçen gün artmaktadır.

Beslenmenin Bilişsel Fonksiyonlara Etkisi

Bilişsel fonksiyonlar; kognitif işlem hızı, öğrenme, dikkat, hafıza ve özyönetim olarak sıralanabilir. Özellikle yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan demansın; depresyon, yaşam kalitesinde azalma, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın azalması gibi bir tablo ile birlikte kognitif bozuklukların görülme riski artmaktadır. Ayrıca çevresel, demografik, genetik ve sosyoekonomik faktörler de bilişsel fonksiyonları etkilemektedir. Beslenme çevresel faktörlerden biri kabul edilmektedir. Bu bağlamda özellikle B vitamini, kafein, iyi yağ asitleri ve D vitamini ile ilgili çarpıcı araştırma sonuçları bulunmaktadır.

Geleneksel Akdeniz tipi beslenmek özellikle kardiyovasküler hastalık riskini, obezite ve mortaliteyi azaltıyor. Ancak bu tip beslenmenin bilişsel fonksiyonlara olan etkisine dair yeterli sayıda kanıt bulunmamaktadır. Bununla beraber oleik asit, polifenoller, vitamin A, B, C, D ve E, omega 3 poli-ansature yağ asitleri, mineraller (demir, iyot, çinko gibi) ve aminoasitlerin nöronlardaki oksidatif stresi azalttığı, nöroinflamasyonu ve apopitozisi azalttığı ve dolayısıyla sağlıklı bir beyin oluşumuna neden olduğu vurgulanmaktadır. Aynı şekilde besin içeriklerinin nöronları akut ve kronik dönemde etkileyebileceğine dair kanıtlar da bulunmaktadır.

Alzheimer hastalığının oluşma riskiyle beslenme arasındaki ilişkiyi inceleyen çok fazla çalışma mevcut olmasa da bazı olumlu sonuçların olduğu çalışmalar da bulunmaktadır. Bu çalışmalara göre C ve E vitamininden zengin beslenmenin Alzheimer hastalığının gelişme riskini azaltabileceği görülmüştür. Ancak vitamin destelerinin öncelikle doğal yollarla alınması önerilmektedir. Beyin nöronlarının sağlıklı yaşanabilmesi için vurgulanan yaşam tarzı değişiklikleri Alzheimer hastalığı için de önemlidir. Buna göre;

  • Doymuş ve trans yağ tüketiminin azaltılması,
  • Sebze ve meyve tüketiminin artırılması,
  • Doğal besin maddelerinden alınan vitamin E tüketiminin artırılması,
  • Vitamin B12 alımının artırılması,
  • Multi-vitamin kullanılıyorsa demir ve bakır gibi ağır metalleri içeren vitamin komplekslerinden kaçınılması,
  • Alüminyum içeren ürünlerin ve ilaçların kullanılmaması,
  • Fiziksel egzersizin artırılmasına önem verilmelidir.

Alzheimer Hastalarında Beslenmeye Bağlı Malnütrisyon

Malnütrisyon; enerji, protein ve diğer besin ögelerinin yetersiz, dengesiz veya fazla alınması nedeniyle vücut yapı ve fonksiyonlarının ölçülebilir şekilde olumsuz etkilendiği bir durumdur. Alzheimer hastalarında malnütrisyon, hem hastalığın seyrini ağırlaştırıp mevcut farklı hastalıkların da kötüye gitmesine neden olur hem de hastaların beklenen yaşam sürelerinin kısalmasına neden olur.

Alzheimer hastalarında kötü beslenme nedeniyle oluşan malnütrisyon sonucunda kaslarda erime (sarkopeni) ve bası yaraları oluşma riski artabilmektedir. Ayırca sarkopeniye neden olduğu için bu hastalarda düşme riski artmakta ve osteoporotik kemik kırıkları riski artabilmektedir. Alzheimer hastaları rutin olarak malnütrisyon riski açısından taranıp erken dönemde uygun müdahaleler yapılarak oluşabilecek kötü klinik sonuçlar önceden önlenebilmektedir.

Yaşla birlikte vücut fonksiyonlarındaki kötüleşme artar. Yapılan çalışmalarda Alzheimer hastalarının yaklaşık yarısı malnütrisyon riskiyle karşı karşıyadır. Özellikle hastanede, bakım evlerinde yatan ve orta-ileri evre Alzheimer hastalarındaysa malnütrisyon sıklığı daha da artmaktadır.

Alzheimer hastalarında malnütrisyon nedenlerinde pek çok faktörden bahsedilebilir. Çoğunlukla alzheimer hastalarında görülen iştahsızlık, bulantı, ağız ve diş sağlığı ile ilgili sorunlar, tat ve koku duyusunda azalma, yutma fonksiyonlarında bozulmalar ağızdan besin tüketimini azaltmaktadır. Bunun yanı sıra sosyoekonomik durum, eşlik eden farklı kronik rahatsızlıklar, çok fazla ilaç kullanımı ve depresyon da maltnütrisyona yani vücut fonksiyonlarında kötüleşmeye neden olur.

Alzheimer’da Malnütrisyonla Nasıl Mücadele Edilir?


Alzheimer hastalığı esnasında malnütrisyonla mücadelede ilk ve en önemli adım bu hastaların risk altında olduğunu bilip farkındalığın artırılarak erken dönemde önlemlerin alınması olacaktır. Hastalar düzenli olarak malnütrisyon açısından taranmalı ve risk olduğu tespit edilen veya malnütre olduğu düşünülen hastalara öncelikle altta yatan problemlerin düzenlenmesiyle işe başlanmalıdır.

Bu hastalarda geriatrik değerlendirmeler rutin olarak yapılmalıdır. Hastalar bir takım testlerle değerlendirilip, (örneğin mini-nutrisyonel test kısa formu gibi) malnütre olan ve malnütrisyon risk olan hastalar tespit edilmelidir. Malnütrisyon riski olan ve malnütre olan hastaların öncelikle üç günlük beslenme rutinleri kontrol edilir. Alzheimer hastalarında beklenen kalori ve protein miktarı sağlanamıyorsa (yaklaşık 25-30 kcal/kg/gün enerji, 1-1,2 g/kg/gün protein) destek tedavileri gündeme gelmektedir.

Alzheimer hastalarında destek tedavisi uygulanırken hastaya göre bireysel olarak kararlar verilmektedir. Bu hastalarda özellikle orta evreden sonra yutma fonksiyonları da etkilenebildiği için eğer hasta yakınları da hastaların yeme ve içme sırasında akciğere aspirasyon olduğunu, sık öksürdüklerini belirtiyorlarsa öncelikle güvenli yutma açısından test edilmeleri gerekmektedir. Bununla birlikte ağız ve diş sağlığı açısından değerlendirilmeli ve malnütrisyona neden olan depresyon gibi başka nedenler de yine gözden geçirilmelidir.

Alzheimer hastalarında güvenli yutması olan ve günlük gereken enerji ve proteini yemekle karşılayamayan hastalara öncelikle oral beslenme solüsyonları önerilmektedir. Oral beslenme solüsyonlarıyla hastalar izlenip düzenli kontrollerle aldıkları enerji ve protein miktarları takip edilmelidir. Farklı aromalı, diyabet hastalığı, böbrek hastalığı gibi kronik hastalığı olanlar için farklı özelliklerde beslenme solüsyonları mevcuttur. Hastalara göre hangisinin seçileceğine karar verilir.

Bazı Alzheimer hastalarında güvenli yutma davranışı kaybolmaktadır. Bu durumda daha farklı müdahaleler gerekir. Bu hastalara beslenme tüpleri (burundan mideye) veya perkütan endoskopik gastrostomi gibi (PEG, ciltten mideye takılan beslenme tüpleri) daha invaziv girişimlerle müdahaleler gerekebilmektedir. Özellikle PEG kararı hasta henüz orta evredeyken malnütrisyon tespit edildiğinde önerilmektedir, çünkü daha ileri evrelerde takılan PEG ile hastaların yaşam sürelerine katkı sağlanamamaktadır.

Mutizm tablosu dediğimiz çok ileri evrede olan hastalarda ise tartışmalı olmakla birlikte sadece destek amacıyla damardan sıvı tedavileri ile beslenme sağlaması gerektiği düşünülmektedir. Ancak günlük pratikte yine bu hastalarda daha çok burundan takılan beslenme tüpleri veya PEG gibi girişimlerle beslenmeleri sağlanmaktadır.

Alzheimer Hastaları Nasıl Beslenmeli?


Alzheimer hastalarında sağlıklı beslenme hem beyin fonksiyonları hem kronik rahatsızlıklar hem de ruhsal sağlık için çok önemlidir. Alzheimer hastalarında depresyona ve ağız -diş sağlığı bozukluklarına bağlı olarak aşırı kilo verme eğilimi görülebilir. Bu durumd hastanın sevdiği yiyeceklerle beslenme rutinini düzenlemek, öğünleri hep aynı saatte ve sıklaştırmak faydalı olabilir.

Alzheimer hastasının mevcut rahatsızlıklarını da göz önüne alarak besinlerin kalori ve protein içeriğini arttırabiliriz. Örneğin hazırlanan yemeklere kolestrol durumuna göre krema, tereyağı veya diğer sıvı yağları ekleyebiliriz. İleri yaşlarda diyabet, kolestrol, yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklar çok sık görülmektedir. Bu hastalıklara bağlı olarak uygulanan kısıtlayıcı diyetler kişinin damak tadına uygun gelmeyip, beslenmeyi reddetmesine neden olabilir. Eğer Alzheimer hastalarında bu şekilde bir zayıflama gerçekleşmişse, besin alımı azalmaya başlamışsa, kısıtlayıcı diyetlerden vazgeçmek daha faydalı olacaktır. Çünkü yetersiz beslenmenin yaratacağı etki Alzheimer hastasının durumunu daha da kötü hale getirecektir.

Hastanın ağızdan beslenme ile herhangi bir ilerleme kaydedemediği durumlarda ise mutlaka uzman hekim kontrolünde ek besin takviyelerinden faydalanılmalıdır. Hastanın besinleri ya da besin desteklerini ağızdan almayı kabul etmediği durumlarda ise mideye yerleştirilen bir tüple besleme seçeneği tercih edilebilir.

Genel anlamda Alzheimer hastalarının beslenmesinde şu maddelere dikkat edilmelidir;

  • Çoğu Alzheimer hastası su içmekten kaçınmaktadır. Bu nedenle yeterli su almaları sağlanmalıdır.
  • Günlük alması gereken kalori ve protein miktarını almalıdır. (yaklaşık 25-30 kcal/kg/gün enerji, 1-1,2 g/kg/gün protein).
  • Kabızlığa dikkat edilmelidir. Bu nedenle beslenmede tahıl ve sebze, meyve alımına önem verilmeli.
  • Hastanın beslenmesindeki eksiklik üzerinde durulmalı ve buna göre bir beslenme planı oluşturulmalı.

Alzheimer ve Vitamin Takviyesi


Alzheimer hastalığının oluşumunda ve hastalık sürecindeki klinik gidişatın en önemli belirleyicilerden biri beslenmedir. Yapılan araştırmalar bazı vitamin eksikliklerinin Alzheimer ve benzer hastalıklara neden olduğunu göstermektedir. Özellikle B12 vitamini eksikliğinin uzun sürmesi halinde demans ve Alzheimer ortaya çıkabiliyor.

Son zamanlarda D vitamini eksikliğinin de bilişsel fonksiyonları olumsuz anlamda etkilediğine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Genel olarak ileri yaştaki bireylerin günlük ihtiyacı olan vitaminlerin yerine konulması Alzheimer’a karşı direnci güçlendirmektedir.

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.